2010 Ocak / İNTERNET SUÇLARI VE ÇOCUK PORNOGRAFİSİ

Önceki Sayfa
Okunma Sayısı: 2922

 

İNTERNET SUJELERİ VE ÇOCUK PORNOGRAFİSİ, ŞİDDET İÇEREN PORNOGRAFİK ÜRÜNLERE (SADO – MAZOŞİST PORNOGRAFİ) VE HAYVAN PORNOGRAFİSİNE ÇOCUKLARIN ERİŞMESİNİ SAĞLAMAK SUÇU yazan: MERSİNDEN BURAK CANLI

Bu yazımda bu adı hayli uzun konuyu seçmemde ki amacım gelişen dünyamızda bilişim suçlarında bilgisiz olan internet kullanıcılarını bir şekilde de olsa aydınlatmak ve geleceğimizin temeli olan çocuklarımızın karşılaşabilecekleri zararları birazda olsa engelleyebilmektir.


Öncelikle 26.09.2004 tarih ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunumuzun İkinci Kitap Özel Hükümler Üçüncü Kısım Topluma Karşı suçlar Yedinci Bölüm Genel Ahlaka Karşı suçlar madde 226 da bulunan Müstehcenlik suçuna bir göz atalım.

Müstehcenlik Madde 226. (1)
a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten,

b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren, görülebilecek şekilde sergileyen, okuyan, okutan, söyleyen, söyleten,

c) Bu ürünleri, içeriğine vakıf olabilecek şekilde satışa veya kiraya arz eden,

d) Bu ürünleri, bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında, satışa arz eden, satan veya kiraya veren,

e) Bu ürünleri, sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak veren veya dağıtan,

f) Bu ürünlerin reklamını yapan,

Kişi, … Cezası ile cezalandırılır.

(2) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi, …cezası ile cezalandırılır.

(3) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi, … Cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, … Cezası ile cezalandırılır.

(4) Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi,

5) Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi,

(6) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

(7) Bu madde hükümleri, bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla, sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz.

 

226/5 maddesinde suç oluşumu bakımından basın-yayın aracının hedefinin çocuk olması şart değildir. Buna karşın ilgili, bahsi geçen materyallere çocukların ulaşmasını engelleyecek etkili önlerler almış ise bu halde bu suçtan bahsetmek mümkün gözükmemektedir. Bu hareket kasten işlenildiği takdirde suç olur. Görevli Mahkeme Asliye Ceza Mahkemelerdir. Kesin olarak söyleyemesem de bu ifade edilen suçta dava zamanaşımı 15 yıl olup 13–15 yaşları arasında 7,5 yıl 16–18 yaş arasında ise 5 yıl geçmesiyle dava zamanaşımına uğrar.

                                       Duruma internet açısından bakacak olursak Bu suç İnternete özgü suçlar kapsamında değildir. Zira İnternete Özgü suçlarla diğer başka konular ifade edilmektedir. Ama internete sunulmuş bulunan hizmetleri bilgilenmek ya da bilgiyi hangi amaçla olursa olsun ulaşılabilir kılmak amacıyla kullanıcı ürünün yayımına olanak sağlamışsa bu halde suçun faili olabilir. Söz konusu fail veya failler de daha önceki bir yazımızda açıkladığımız üzere 5651 sayılı İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun dört adet birimin sorumluluğunu düzenlemiştir.

1-Erişim saylayıcı

2-İçerik sağlayıcı                                                                          

3-Toplu kullanım sağlayıcı

4-Yer sağlayıcı

5651 sayılı kanunun 8. maddesinde erişimin engellenmesi tedbirini ve tedbire başvurulabilecek suçları sınırlı olarak saymıştır.  Hazırlık aşamasında (soruşturma evresinde) Hâkim diğer bir taraftan gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı Kovuşturma evresinde ise Mahkeme Yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesine karar verir.

I. 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza kanununda yer alan

1. İntihara yönlendirme (madde. 84)

2. Çocukların cinsel istismarı (madde. 103, birinci fıkra)

3. Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde. 190)

4. Sağlık için tehlikeli madde temini (madde. 194)

5. Müstehcenlik (madde. 226)

6. Fuhuş (madde. 227)

7. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde.228)

II. 25.07.1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında kanunda yer alan suçlar bakımından başvurmak mümkündür.

 

İdari bir tedbir de ayrıca 04.05.2007 tarihli 5651 sayılı kanunun 8.maddesine göre de Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı erişimin engellenmesi kararını verebilecektir. Bunun adı da bir bakıma sansürdür. Tarafımızdan ise kabul edilebilir nitelikte bulunmamaktadır.

 

Konunun diğer mevzuattaki yerlerine en azından bu yazıda girmemeye karar verdim. Siz de takdir edersiniz ki mevzuat böylece uzadıkça uzuyor. Bu yüzden de uygulamadaki ve uygulanışındaki durumları birazda olsa tartışmaya çalışa cam.

 

Yazılı mevzuattan ayrı olarak müstehcenlik tek başına cezalandırılabilen bir olgu olmamalıdır. Müstehcen ürünün bilerek ve isteyerek yayılması cezalandırılmalıdır. TCK 226. maddenin gerekçesinde belirtilenler “toplumun sahip olduğu ortak edep (ar ve hayâ) duygularının, edep ve ahlak temizliğine saldırı niteliği taşıyan söz ve /veya davranışlar” TCK’nin temelini teşkil eden 2.maddesine aykırıdır. TCK madde.2 “(1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.

(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.

(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
 

Toplumda egemen olan değer ölçülerine göre bir ceza kanununun ihlal edilip edilmediğini belirlemek akla, mantığa ve bilime aykırı olacaktır. Çünkü toplumdan topluma faklılık gösterirken bu kavramlar aynı zamanda aynı toplumun içinde olan (barınan) topluluklarda da değişiklik göstermektedir. Çocuğun kişisel gelişiminden sorumlu olan anne, baba, öğretmen gibi kişiler açısından da görevleri ve ödevleri gereğince de bir cezasızlık sebebinin getirilmesi de hiç kuşkusuz doğru olacaktır. Sanat ve bilim açısından ise gene maddede çocuklara ulaşmasını engellemek koşuluyla değil de çocuklara özellikle ulaşması çabası içinde olmamak koşuluyla olarak bir değişime uğratılmalıdır. Aksine davranış bilimin ve Sanatın önünü tıkayacak ve işin içinden çıkılmaz bir noktaya gelinmesine yol açacaktır. Bazı Akademisyenlerin düşüncesinin aksine çocuk pornografisi içerikli ürünün konusunun kanımca “gerçek” bir çocuk olması şarttır. Bu çok önemli bir ayrıntıdır. Bu konuyla örneklemelere girmekten en azından bu yazıda kaçınıyorum. Buna karşın tiyatro, sinema, roman, rüya, hayal, fantezi gibi bir takım kelimeleri saymam dahi konunun açıklanması için yeterli olacaktır.
 

                Bireylerin cinsel tercihlerine en azından cezasal anlamda devletin karışmaması gerekmektedir. Bundan dolayı da kişinin diğer başka maksatları ortaya çıkarılamıyorsa bulundurma eyleminin başlı başına suç teşkil etmemesi bunun yanında artı bir şeylerinde aranması gerekmektedir. Doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışların ayrıca daha belirgin hale getirilmesi gerekmektedir.
 
                Sonuç olarak, Kanımca bir takım akademisyenler internette kargaşa var, hukuksuzluk var, mutlaka interneti korumak gerek diye eline ipi almış beklemektedirler. Oysa internette özgürlük temel alınmalıdır. İnsancıl, insana dönük olan ve tüm dünyada insanlar için kabul edilen evrensel ilkelere uygun olması yeterlidir.